Vergi Sirküleri 35 : Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Yayımlanmıştır
SİRKÜLER TARİHİ : 17.04.2026
SİRKÜLER NO : 2026/35
BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN YAYIMLANMIŞTIR
(7577 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 17 Nisan 2026 Tarih ve 33227 Sayılı Resmî Gazetede Yayımlanmıştır)
- Giriş
Yayımlanan 7577 sayılı Kanunla
* Vergi adaletinin güçlendirilmesi,
* Vergi dışında kalan alanların kapsama alınması,
* İndirim ve istisnaların sınırlandırılması
* Vergilemede kolaylık sağlanması, ihtilafların önlenmesi
hedeflerine hizmet etmek üzere vergi mevzuatı ile ilgili kanunlarda düzenleme yapılmıştır.
Bu kapsamda, şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen reklam giderlerinin, kurumlar ve gelir vergisi mükellefleri açısından vergi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmemesine yönelik düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyette bulunan hastane ve benzeri sağlık kurumlarının kurumlar vergisi muafiyetinin kaldırılması suretiyle diğer mükellefler ile arasındaki vergi adaleti tesis edilmiştir.
Ayrıca yasa ile, Defterdarların görev yetki ve sorumluluklarının 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunda açıkça düzenlenmesi temin edilmiştir.
- Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarında Yapılan Düzenleme
31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ticari kazancın tespitine ilişkin hükümleri arasında yer alan 41 inci maddesinde, safi kazancın tespitinde kanunen indirimi kabul edilmeyen giderlere yer verilmiştir.
Benzer şekilde 3/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinde de kabul edilmeyen indirimlere ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
7577 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile GVK nın anılan maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“12. Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri.”
Böylece olağan ticari faaliyetin devamı için yapılan ilan ve reklam giderlerinden “her türlü şans ve bahis oyunlarına ilişkin olanlar” safi ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınamayacaktır.
7577 sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile KVK nın anılan maddesinin birinci fıkrasına aynı bent eklenerek uygulamada yeknesaklık sağlanmıştır.
- Yükseköğretim Kanununda Yapılan Düzenleme
Amacı; yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeleri belirlemek ve bütün yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanma, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim – öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemek olan 2547 sayılı 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun ek madde 7 düzenlemesi aşağıdaki gibidir.
“Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları, bu Kanunun 56 ncı maddesinde yer alan mali kolaylıklardan, muafiyetlerden ve istisnalardan aynen istifade ederler ve bunlar emlak vergisinden muaf tutulurlar.
Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları kamulaştırma yoluyla taşınmaz edinemez.”
7577 sayılı Kanunun 2 inci maddesi ile yapılan değişiklikle, Yükseköğretim Kanununun ek 7 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “(13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki muafiyet hükmü hariç)” ibaresi eklenmiştir.
KVK’nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ise aşağıdaki gibidir.
“(1) Aşağıda sayılan kurumlar, kurumlar vergisinden muaftır:
…
- b) Kamu idare ve kuruluşları tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi amacıyla işletilen hastane, klinik, dispanser, sanatoryum, huzurevi, çocuk bakımevi, hayvan hastanesi ve dispanseri, hayvan bakımevi, veteriner bakteriyoloji, seroloji, distofajin kuruluşları ve benzeri kuruluşlar. (Bunlardan sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları mal ve hizmet satışları ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri bu muafiyeti ortadan kaldırmaz.)
Mevcut durumda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 56 ncı maddesi ile ek 7 nci maddesi uyarınca vakıf üniversiteleri, genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyet ve istisnalardan aynen yararlanmakta; bu kapsamda, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen, kamu idare ve kuruluşları tarafından işletilen ve genel insan ve hayvan sağlığının korunması ile tedavisi amacıyla faaliyet gösteren hastane, klinik, dispanser, sanatoryum, huzurevi, çocuk bakımevi, hayvan hastanesi ve dispanseri, hayvan bakımevi, veteriner bakteriyoloji, seroloji ve distofajin kuruluşları ile benzeri kuruluşlara tanınan kurumlar vergisi muafiyetinden vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kurumları da faydalanmaktadır.
Ancak, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve benzen sağlık kurumlarının; fiilen ticari işletme niteliği taşıdığı, sağlık hizmetlerini bedel karşılığında ve piyasa koşulları çerçevesinde sunduğu, bu durumun aynı sektörde faaliyet gösteren kurumlar vergisi mükellefleri aleyhine sonuç doğurduğu görülmekte olduğundan, bu yönüyle söz konusu sağlık kuruluşlarının faaliyeti, kamu idare ve kuruluştan tarafından sunulan kamusal nitelikteki sağlık hizmetlerinden farklı bir mahiyet arz etmektedir.
Yapılan düzenleme ile vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları söz konusu muafiyet kapsamı dışına çıkarılmıştır.
- Katma Değer Vergisi Kanununda Yapılan Düzenleme
25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi aşağıdaki gibidir.
“1. Kültür ve Eğitim Amacı Taşıyan İstisnalar:
Genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasî partiler ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların;(1)
…
- Sosyal Amaç Taşıyan İstisnalar:
- a) Yukarıda sayılan kurum ve kuruluşların hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, kan bankası ve organ nakline mahsus bankalar, anıtlar, botanik ve zooloji bahçeleri, parklar ile veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve distofajin laboratuvarları gibi kuruluşlar, öğrenci veya yetiştirme yurtları, yaşlı ve engelli bakım ve huzurevleri, parasız fukara aşevleri, düşkünevleri ve yetimhaneleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri ile bunlardan sağlık hizmeti sunanların teşhis ve tedaviye yönelik olarak birbirlerine yapacakları teslim ve hizmetler.”
7577 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile yapılan değişiklikle, yukarıdaki bentte yer alan “gibi kuruluşlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “(Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumları tarafından işletilenler hariç)” ibaresi eklenmiştir.
Böylece vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları için geçerli katma değer vergisi istisnası kaldırılmıştır.
Ayrıca KDVK nın 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına, (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.
“ğ) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devri,”
Yapılan düzenleme ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında kamu yararının bulunduğu hallerde kamulaştırılan taşınmazlar kamulaştırmayı yapan Devlet ve kamu tüzel kişilerine devrinin KDV’den istisna edilmesi sağlanmıştır.
- Serbest Bölgeler Kanununda Yapılan Düzenleme
6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki gibidir.
“Geçici Madde 3 –Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanuna göre kurulan serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin;
…
Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar;
- a) Serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançları ile serbest bölgelerde, bakım, onarım, montaj, demontaj, elleçleme, ayrıştırma, ambalajlama, etiketleme, test etme, depolama hizmeti alanlarında faaliyette bulunan ve hizmetin tamamını Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara veren hizmet işletmelerinin, söz konusu hizmetlere konu malların serbest bölgelerden Türkiye’ye herhangi bir şekilde girişi olmaksızın yabancı bir ülkeye gönderilmesi şartıyla bu hizmetlerden elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. Bu istisnanın 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b) alt bendi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci ve 30 uncu maddeleri uyarınca yapılacak tevkifata etkisi yoktur.
….”
7577 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile yapılan değişiklikle bentte yer alan “yurt dışına” ibaresi “yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere” şeklinde değiştirilmiştir.
Böylece serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin sadece yurt dışında değil, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançları da istisna kapsamına alınmıştır.
- Özel Tüketim Vergisi Kanununda Yapılan Düzenleme
6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun İstisnalar başlıklı 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (c) alt bendi aşağıdaki gibidir.
“Bu Kanuna ekli;
…
- (II) sayılı listede yer alan kayıt ve tescile tâbi yerli katkı oranı en az %20 olan mallardan;
- c) 03 (hesaplanması gereken özel tüketim vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 200.000 TL’yi aşanlarhariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğineuygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler tarafından
on yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı”
Anılan bent Anayasa Mahkemesinin 22/4/2025 tarihli ve E.:2024/240; K.:2025/100 sayılı Kararı ile iptal edilmişti.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen (c) alt bendi 7577 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“c) 87.03 (hesaplanması gereken özel tüketim vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 2.873.900 TL’yi aşanlar hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm³’ü aşanlar hariç) ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, bizzat kullanma amacıyla engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malûl ve engelliler ile engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engelliliği yüzde 40 ve üzeri olup bu engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan malûl ve engelliler tarafından,”
- Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Düzenlemeler
Gelir İdaresi Başkanlığının taşra örgütlenmesi 2/7/2024 tarihli ve 161 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden düzenlenmiş, vergi dairesi başkanlıklarının ünvanı defterdarlık olarak değiştirilmiştir. Anılan Kararname ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde de değişiklik yapılmış, Bakanlık taşra teşkilatı olan Defterdarlık kaldırılmıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 239 uncu maddesinde yapılan değişiklik ile maddeye
“(1) Bakanlığın taşra teşkilatı, muhasebat ve muhakemat birimlerinden oluşur. Bu birimler görevlerini, Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatı amiri olan defterdara bağlı çalışarak yürütür. Defterdar, bulunduğu ilde Bakanlığın en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatınm amiri sıfatını haizdir.“
hükmü eklenmiştir.
Ancak, 161 sayılı Kararnamenin bazı hükümlerinin iptali ve yürütmesinin durdurulmasına ilişkin davada; Anayasa Mahkemesinin 10/07/2025 tanhii ve E.No: 2024/148 K.No: 2025/148 sayılı Kararı ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 239 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Defterdar, bulunduğu ilde Bakanlığın en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatımn amiri sıfatını haizdir.” ibaresi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda Bakanlığın ildeki en büyük mülki idari amiri ve buna ilişkin diğer hususlar düzenlenmişken, bu ibarenin 161 sayılı Kararname ile yeniden düzenlenmesinin Anayasa’nın 104 üncü maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesine aykırı olduğu belirtilerek iptaline hükmedilmiştir.
İptale konu olan hükmün düzenlenme gerekçesi, Hazine ve Maliye Bakanlığının taşra teşkilatı olan Defterdarlığın 161 sayılı Kararname ile ilga edilmesi sonucunda Bakanlık birimlerinin amiri sıfatı konusunda herhangi bir tereddüde mahal vermemektir.
Söz konusu maddede, Bakanlığın taşra teşkilatını oluşturan muhasebat ve muhakemat birimlerinin görevlerini Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatı amiri olan defterdara bağlı olarak yürütecekleri belirtilmiştir.
Gelir İdaresi Başkanlığının Bakanlığın bağlı kuruluşu olması nedeniyle de Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarın Bakanlığın ildeki en büyük memuru sıfatını taşıdığı hususu netleştirilerek iptal gerekçesinin tam aksine 5442 sayılı Kanundan doğan il idare şube başkanlarına verilen görev ve sorumlulukların yeni kurulan defterdarlığın amiri olan defterdar tarafından yerine getirileceği hususundaki muhtemel tereddütler giderilmiştir.
161 sayılı Kararname ile yapılan düzenlemelerin mevcut defterdarlık müessesesini kaldırdığı ve yeni kurulan defterdarlığın İl İdaresi Kanunu ile ilişkilendirilmeden doğrudan Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olduğu hususu dikkate alındığında, Yüksek Mahkemenin 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda gerekli düzenleme olduğu gerekçesiyle verdiği iptal hükmü üzerine belirsizlik doğmuş; Bakanlığın ildeki en büyük memuru sıfatını taşıyan memurun belirlenmesi amacıyla yasal düzenleme yapılması zaruri hale gelmiştir.
Bu çerçevede 7577 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile yapılan değişiklikle, 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun Defterdarın görev ve sorumlulukları başlıklı mülga 26 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“Defterdarın görev ve sorumlulukları
MADDE 26- Defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olup, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumludur.”
Düzenlemeyle. Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında, Gelir İdaresi Başkanlığı defterdarının bulunduğu ilde Bakanlığın en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olduğu hususundaki muhtemel tereddütlerin ortadan kaldırılması amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Bu düzenleme vali ve kaymakamlann yetkisini ortadan kaldıran bir nitelik taşımamakta olup, düzenlemeyle birlikte Gelir İdaresi Defterdarının Bakanlık temsilcisi olduğu hususu netleştirilmekte ve 5442 sayılı Kanun kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı il idare şube başkanı üzerinde doğan görev ve sorumlulukların icrasına yasal dayanak sağlanmaktadır.
Diğer taraftan, amlan Anayasa Mahkemesi Kararıyla; 161 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16 ncı maddesi ile 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 154 üncü maddesinin (2) numaralı fıkrasına eklenen “Defterdar aynı zamanda, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumludur.” hükmü, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görev, yetki ve sorumluluklarının Anayasa’nın 128 inci maddesi uyarınca münhasıran kanunla düzenlenmesi gerektiği ve kamu görevlisi olduğunda tereddüt bulunmayan Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarın, görev ve sorumluluklarının Kararname ile düzenlenemeyecek olması sebebiyle Anayasa’nın 104 üncü maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Anılan iptal kararı dikkate alınarak, Gelir İdaresi Başkanlığı taşra teşkilatının amiri olan defterdarın iptale konu görev ve sorumlulukları 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde yer aldığı şekliyle madde metnine taşınarak düzenleme yapılmıştır.
- Kaynak Düzenleme
7577 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna ulaşmak için tıklayınız.
PDF’e ulaşmak için tıklayınız.
Bilgilerinize Sunulur.
Saygılarımızla,
GÜRELİ YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK
VE BAĞIMSIZ DENETİM HİZMETLERİ A.Ş.